Lütfedin de Yaşayalım

11.09.2019
73
A+
A-
Lütfedin de Yaşayalım

Her güne yeni bir umutla, yeni bekleyişlerle başlıyoruz. İçinde yaşadığımız zor şartlar her gün çözüm beklentilerimizi artırıyor, bir ümit ışığı görmek istiyoruz. Gündelik yaşamımızı idame ettirmek ve insanca yaşamak , beklentilerimizin  gerçekleşmesiyle orantılı. Bu yüzden her yeni gün; yeni ümitlerin, yeni bekleyişlerin habercisidir. Ancak, bu beklenti bizi günden güne karamsarlığa sürüklemektedir.

Her çarşıya pazara çıkış, bir hüsranla sonuçlanıyor. Hasat mevsimi olmasına rağmen sebze ve meyve fiyatlarının hala yüksek olması yarı boş filelerle eve dönülmesine sebep oluyor. Bu pahalılık; üreticiden değil, pazara gelinceye kadar tarladaki ürüne ilave olan vergilerden kaynaklanıyor. Üstüne nakliye ve komisyon ücretleri ile pazar yeri kiraları da eklenince fiyatlar vatandaşın alım gücünü aşıyor.

Gündelik hayatımız sadece çarşı ve pazardan ibaret değil. Kira, elektrik, doğalgaz ve suya yapılan zamlar da geçim yükünü oldukça ağırlaştıran ana kalemlerden. Bu kalemlere yapılan “kontrolsüz zamlar” insanları psikolojik yıkıma uğratıyor ve hayatı çekilmez hale getiriyor. Hele bir ay arayla doğalgaza yapılan % 30 zam yaklaşmakta olan kış ayları için vatandaşı kara kara düşüncelere sevk etti. Sanayici de aynı travmayı yaşıyor, çünkü sanayide de doğalgaz kullanılıyor.Böylece üretilen malın maliyeti artıyor  bu da doğal olarak piyasaya zam olarak yansıyor.

Peki, doğalgaza yapılan bu ölçüsüz zammın sebebi nedir? Bunu biraz irdelememiz lazım. Beş yıl önce Türkiye ile Avrupa fiyatı eşitti. Avrupa ülkeleri doğalgaz üzerinden yapılan ticareti düzenleyen mekanizmaları kurdular. Ardından da Rusya ile pazarlık edip kendilerine uygun şekilde ortak bir noktada buluştular. Biz ise Rusya’ya hem fiyat hem de alım garantisi verdiğimiz için Avrupa’dan 100 dolar daha pahalı alıyoruz doğalgazı. Avrupa, doğalgazın bin metreküpünü 190 dolardan alırken Türkiye aynı miktar doğalgazı 290 dolardan alıyor. Türkiye2de doğalgaza zam üstüne zam yapılırken Avrupa’da doğalgazın fiyatı son on yılın en düşük seviyesine geriledi.

Tüketim kalemlerine yapılan zamlar paralelinde işçi, memur ve emeklilere ne verildi? Hükümet yanlısı sendika olan Memur Sen’in araştırmasına göre Ağustos’ta 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 385 lira, yoksulluk sınırı ise 6 bin 665 lira olarak belirlendi. Bu sendika, açlık ve yoksulluk sınırını düzenli olarak araştırıp açıklıyor. Bu rakamlara göre asgari ücretle çalışan bir işçi, iki bin liranın altında maaş alan emekli, üç dört bin lira civarında maaş alan memur ne yapsın?

Yapılan pazarlıklarda hükümet yanlısı sendikanın tekliflerini işveren durumundaki hükümet kabul etmeyip görüşmeler anlaşmazlıkla sonuçlanmış, çözüm “Hakem Heyeti’ne” bırakılmıştır. Ağırlıklı olarak hükümetin temsil edildiği Hakem Heyeti’nde hükümetin önerisi olan 2020 yılı için yüzde 4+4, 2021 yılı için yüzde 3+3 teklifi aynen kabul edildi. Bunların dışında hiçbir ferahlatıcı imkan tanınmamıştır. Ne diyelim, hayırlı olsun! Bozdur bozdur harca, kalanını yatırım yap! Mesele şu: Bu zammı reva görenler; siz bu zamla ne kadar yaşayabilirsiniz acaba? Çarşıyı pazarı gezin, gerçeği görün, düşünün ve ona göre çözüm üretin.

Kısacası, lütfedin de insanca yaşayalım.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.